Hızlı erişim Tüm Makaleler 24 yazı
Yazılara dön
Qur'an Reflections Türkçe

TANRI’ya Gerçekten Güveniyor musun? Güven Sözü, Kontrol Tutkusu ve Teslimiyetin Sert Sınavı

Al-i İmran 3:122 ve TANRI’ya güvenle bağlantılı ayetler üzerinden; güven, teslimiyet, tevhid, kontrol tutkusu, tedbir, rızık, sebat, dini otorite, insanları efendi edinme tehlikesi ve TANRI’yı yeterli görmenin insan hayatındaki anlamı üzerine sert ve derin bir tefekkür.

Yayın tarihi: 37 dk okuma
TANRI’ya Gerçekten Güveniyor musun? Güven Sözü, Kontrol Tutkusu ve Teslimiyetin Sert Sınavı

TANRI’ya Gerçekten Güveniyor musun?
Güven Sözü, Kontrol Tutkusu ve Teslimiyetin Sert Sınavı

3:122 ve TANRI’ya güvenle bağlantılı ayetler üzerine sert bir tefekkür

Yazar: Berk KÖKSAL

Tarih: 27.08.2026

Yer: Mersin

Ayet

1:1 — En Lütufkâr, En Merhametli TANRI’nın adıyla.*

Giriş

Esenlikler. Esenlik üzerinize olsun.

TANRI’ya gerçekten güveniyor muyum?

Bu soruyu kolay cevaplamamak gerekiyor. Çünkü insanın “TANRI’ya güveniyorum” demesi ile gerçekten TANRI’ya güvenmesi aynı şey olmayabilir. Dil teslim olmuş gibi konuşurken zihin sürekli kontrol peşinde koşabilir. Ağız “TANRI yeter” derken kalp insanlardan, paradan, bağlantılardan, plandan, makamdan, bir dini otoriteden veya kendi zekasından son güvence üretmeye çalışabilir.

Daha sert soralım: TANRI’ya güveniyor muyum, yoksa TANRI’ya güvendiğimi düşünmek bana iyi geldiği için mi bunu söylüyorum?

Her şey istediğim gibi giderken güvenmek kolaydır. Para varken, sağlık yerindeyken, insanlar yanımdayken, plan işliyorken, itibar korunuyorken, yarın aşağı yukarı tahmin edilebiliyorken “TANRI’ya güveniyorum” demek fazla bedel istemeyebilir. Fakat zemin sallandığında ne oluyor? Hesap tutmadığında? İnsanlar sırtını döndüğünde? Plan bozulduğunda? Geleceği göremediğimde? Kontrol edemediğim bir şey karşıma çıktığında?

İşte o zaman sözün içi açılıyor.

Daha önce Derin Saygı: Hatırlamak, Antlaşmaya Sadakat ve Yalnız TANRI’ya Yönelmek, Şahitliğin Ağırlığı, Teyit Etmeden Kabul Etmemek ve Bir Kelimeyle Tevhid Nasıl Bozulur? başlıklı yazılarda yönün neden yalnız TANRI’ya çevrilmesi gerektiği, bilginin insana nasıl sorumluluk yüklediği ve insan sözünün nasıl sınandığı üzerinde durmuştum. Önceki yazılara buradan ulaşılabilir.

Bu kez soru daha rahatsız edici.

TANRI’nın bütün işleri kontrol ettiğini söylüyorsam neden hala hayatımın her ayrıntısını kontrol edemediğimde dağılıyorum? TANRI’nın bana yeterli olduğunu söylüyorsam neden bir insan beni reddettiğinde sanki bütün kapılar kapanmış gibi hissediyorum? TANRI’nın rızık verdiğini söylüyorsam neden maddi hesaplar değiştiğinde imanımın dili de değişiyor? TANRI’ya teslim olduğumu söylüyorsam neden O’nun iradesi benim istediğim sonuçla örtüşmediğinde içimde itiraz yükseliyor?

Bu soruların amacı insanı umutsuzluğa sürüklemek değil. Tam tersine, güven kelimesinin içini boşaltmamaktır.

Çünkü TANRI’ya güvenmek bir slogan değildir.

Teslimiyet bir kimlik etiketi değildir.

Ve “her şeyi TANRI’ya bıraktım” demek, gerçekten bırakmış olduğum anlamına gelmez.

Makalenin temel amacı, ayetleri diğer ilgili ayetlerle birlikte düşünmek; TANRI’nın birliğine şahitliğin bilgi, adalet, doğruluk ve teslimiyet bakımından insan hayatında ne anlama geldiğini samimi ve derin bir dille ortaya koymaktır.

Bu yazının merkezindeki soru şudur: TANRI’ya gerçekten güveniyor muyum; yoksa kontrol bende kaldığı sürece güveniyor gibi mi hissediyorum?

Özet:

1. Güvenin İlk Sınavı: Tam Düşecekken Kime Dayanıyorsun?

3:122

إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

Two groups among you almost failed, but GOD was their Lord. In GOD the believers shall trust.

Aranızdan iki grup neredeyse başarısız olmuştu, ancak TANRI onların Rabbiydi. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

2. Teslimiyet Tembellik Değildir: Danış, Karar Ver, Uygula ve Sonucu TANRI’ya Bırak

3:159 — Onlara karşı şefkatli olman TANRI’dan gelen merhametti. Onlara karşı haşin ve katı yürekli olsaydın seni terk ederlerdi. Bu nedenle onları affet; onlar için bağışlanma dile ve onlara danış. Bir karar verdiğinde planını yerine getir ve TANRI’ya güven. TANRI, O’na güvenenleri sever.*

3:160 — TANRI sizi desteklerse, hiç kimse sizi yenemez. Ve O sizi terk ederse, başka kim sizi destekleyebilir? İnananlar TANRI’ya güvensinler.

3. Dilin “İtaat” Diyor, İçindeki Hesap Başka Bir Şey mi Söylüyor?

4:81 — Onlar itaat sözü verirler, fakat senin yanından ayrılır ayrılmaz bazıları söyledikleriyle çelişen niyetler barındırırlar. TANRI onların en içteki niyetlerini kaydeder. Onları görmezden gel ve TANRI’ya güvenip dayan. Bir savunucu olarak TANRI yeter.

33:3 — Ve TANRI’ya güvenip dayan. Bir savunucu olarak TANRI yeter.

33:48 — İnkârcılara ve ikiyüzlülere itaat etme, onların hakaretlerini görmezden gel ve TANRI’ya güvenip dayan; bir savunucu olarak TANRI yeter.

4. Güven Kapının Önünde Belli Olur: Sürekli Beklemek Değil, Gerektiğinde Girmek

5:11 — Ey inananlar, TANRI’nın üzerinize olan nimetlerini hatırlayın; bazı insanlar size saldırmak için ellerini uzattıklarında sizi O korudu ve onların ellerini geri çekti. TANRI’yı gözetin; inananlar TANRI’ya güvensinler.

5:23 — Derin saygı duyan ve TANRI’nın nimetlendirdiği iki adam şöyle dediler: “Sadece kapıdan girin. Eğer sadece kapıdan girerseniz mutlaka galip geleceksiniz. Eğer inananlar iseniz TANRI’ya güvenmeniz gerekir.”

5. “Teslim Oldum” Diyorsan Güven Nerede? Güveniyorsan Teslimiyet Nerede?

7:89 — “TANRI bizi ondan kurtardıktan sonra eğer sizin dininize geri dönersek, TANRI’ya karşı küfür etmiş oluruz. Rabbimiz TANRI’nın iradesine aykırı ona nasıl geri dönebiliriz? Rabbimizin bilgisi her şeyi kuşatır. Biz TANRI’ya güvenip dayandık. Rabbimiz, halkımıza karşı bize kesin bir galibiyet bahşet. Sen en iyi destekçisin.”

10:84 — Musa dedi ki: “Ey halkım, eğer gerçekten TANRI’ya inanmışsanız, o zaman O’na güvenip dayanın, eğer gerçekten teslimolanlar iseniz.”

10:85 — Dediler ki: “Biz TANRI’ya güveniyoruz. Rabbimiz, bizi bu baskıcı insanların zulmünden kurtar.

6. Kalbin Gerçek Ölçüsü: Ayetleri Okudukça Güvenin Artıyor mu?

8:2 — Hakiki inananlar, TANRI’dan söz edildiğinde kalpleri titreyenlerdir ve O’nun vahiyleri kendilerine okunduğunda imanları güçlenir ve onlar Rablerine güvenirler.

8:49 — İkiyüzlüler ve kalplerinde şüphe barındıranlar dediler ki: “Bu insanlar dinleri tarafından aldatılmaktadır.” Lakin, eğer biri TANRI’ya güvenip dayanırsa, o zaman TANRI Kudretlidir, En Bilgedir.

7. TANRI’ya Güvenen İnsan Paranoyayı İman Sanmamalı

8:61 — Eğer onlar barışa başvurursa, sen de başvur ve TANRI’ya güvenip dayan. O İşitendir, Her Şeyi Bilendir.

58:10 — Gizli komplo şeytanın fikridir, o bu yolla inanmış olanlara zarar vermeyi amaçlar. Oysaki, TANRI irade etmedikçe o onlara zarar veremez. İnananlar TANRI’ya güvensin.

8. Tedbir Almak Güvensizlik Değildir; Tedbiri TANRI’nın Üzerine Çıkarmak Sorundur

9:51 — De ki: “TANRI’nın bizim için hükme bağladığının dışında başımıza hiçbir şey gelmez. Bizim Efendimiz ve Sahibimiz O’dur. İnananlar TANRI’ya güvensinler.”

12:67 — Ve “Ey oğullarım, tek bir kapıdan girmeyin; ayrı kapılardan girin. Ancak, TANRI tarafından önceden belirlenmiş hiçbir şeyden sizi kurtaramam. Bütün kararlar TANRI’ya aittir. Ben O’na güvenirim ve bütün güvenenler O’na güvensinler” dedi.

9. Dini Otoriteyi TANRI’nın Yerine Koyma: Elçiler Bile Kendilerini Bağımsız Güç Olarak Sunmuyor

10:71 — Onlara Nuh’un tarihçesini oku. Halkına dedi ki: “Ey halkım, eğer konumum ve TANRI’nın vahiylerini size hatırlatmam size fazla geliyorsa, o zaman ben TANRI’ya güvenip dayandım. Liderlerinizle bir araya gelip kendi aranızda nihai bir kararda anlaşmalı, sonra da onu gecikmeksizin bana bildirmelisiniz.

14:11 — Elçileri onlara dediler ki: “Biz, sizin gibi insanlardan fazlası değiliz, ancak TANRI, kulları arasından seçtiği kimseyi nimetlendirir. TANRI’nın iradesine uygun olmadığı sürece size herhangi bir tür yetki belgesi göstermemiz mümkün değil. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

14:12 — “O bize yollarımızda rehberlik etmişken neden TANRI’ya güvenmeyelim? Biz zulmünüz karşısında kararlılıkla sebat edeceğiz. Bütün güvenenler TANRI’ya güvensinler.”

10. “Her Şeyi TANRI mı Yürütüyor?” Ayetlerin Verdiği Cevaptan Kaçma

11:56 — “Ben, benim Rabbim ve sizin Rabbiniz TANRI’ya güvenip dayandım. O’nun kontrol etmediği bir tane yaratık bile yoktur. Benim Rabbim doğru yolun üzerindedir.

11:123 — Göklerin ve yeryüzünün geleceği TANRI’ya aittir ve bütün işler O’nun tarafından kontrol edilir. O’na tap ve O’na güven. Senin Rabbin, yaptığınız hiçbir şeyden asla habersiz değildir.

11. Sen Dünyayı Kurtarmıyorsun: Elinden Geleni Yap, Hidayeti ve Sonucu Sahiplenme

11:88 — Dedi ki: “Ey halkım, ya Rabbimden sağlam bir kanıtım varsa; ya O bana büyük bir nimet sağladıysa? Benim dileğim sizi menettiğim şeyi yapmak değildir. Ben sadece elimden geldiğince yanlışları düzeltmeyi diliyorum. Benim hidayetim tamamen TANRI’ya bağlıdır; ben O’na güvenip dayandım. Ben tamamen O’na teslim oldum.

42:10 — Eğer bu mesajın herhangi bir kısmına itiraz ederseniz, bu yapılanın hükmü TANRI’ya aittir. İşte Rabbim TANRI böyledir. Ben O’na güveniyorum ve O’na teslim oluyorum.

60:4 — Size, İbrahim’den ve beraberindekilerden iyi bir örnek hazırlanmıştır. Onlar halklarına dediler ki: “Biz sizi ve TANRI’nın dışında taptığınız o putları sahiplenmiyoruz. Sizi kınıyoruz ve siz YALNIZCA TANRI’ya inanıncaya kadar bizden düşmanlık ve nefret haricinde bir şey görmeyeceksiniz.”* Ancak, babasına “Ben senin bağışlanman için dua edeceğim,** fakat seni TANRI’dan koruyacak hiçbir gücüm yok” dediğinde, İbrahim tarafından bir hata işlenmiş oldu. “Rabbimiz, biz Sana güveniyoruz ve Sana teslim oluyoruz; son varış Sanadır.

12. Tevhid Yalnız “Tek TANRI” Demek Değildir: Güvenin de Tek Merkezi Olmalı

13:30 — Biz, seni (Ey Reşad)* bu topluluğa gönderdik, tıpkı geçmişteki diğer topluluklar için yaptığımız gibi. Sana vahyettiğimizi onlara oku, çünkü onlar En Lütufkârı inkâr ettiler. De ki: “O benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnızca O’na güvenip dayanıyorum; nihai varışım O’nadır.”

64:13 — TANRI: O’ndan başka tanrı yoktur. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

13. Birkaç Gün Güvenip Sonuç Beklemek Teslimiyet Değildir: Güven Sebatla Beraberdir

16:42 — Bunun nedeni onların kararlılıkla sebat etmeleri ve Rablerine güvenmeleridir.

29:59 — Onlar, kararlılıkla sebat eden ve Rablerine güvenen kimselerdir.

14. Putların İsmi Değişebilir: Nihai Güvenceyi Yaratılmış Olanda Aramak

16:99 — İnanan ve Rablerine güvenenler üzerinde onun hiçbir gücü yoktur.

39:38 — Eğer onlara “Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?” diye sorsan “TANRI” diyeceklerdir. De ki: “O hâlde neden TANRI’nın yanında putlar ediniyorsunuz? TANRI benim için bir sıkıntı irade etmiş olsa, onlar böyle bir sıkıntıyı dindirebilirler mi? Ve eğer O benim için bir nimet irade etmiş olsa, onlar böyle bir nimeti engelleyebilirler mi?” De ki: “Bana TANRI yeter.” Güvenenler, O’na güvensinler.

42:36 — Size her ne verilirse, bu hayatın geçici metasından fazlası değildir. İnanan ve Rablerine güvenenler için TANRI’nın sahip olduğu çok daha iyidir ve daimîdir.

15. Kime Güvendiğini Hatırla: Diri Olana, Kudretliye, En Merhametliye

25:58 — Sen Diri Olana—hiç ölmeyen O’na— güvenip dayan ve O’na övgüler sun ve O’nu yücelt. O, yaratıklarının günahlarından tamamen Haberdardır.

26:217 — Ve Kudretliye, En Merhametliye güvenip dayan.

27:79 — Bu nedenle, TANRI’ya güvenip dayan; sen apaçık hakikate uymaktasın.

67:29 — De ki: “O En Lütufkârdır; biz O’na inanır ve O’na güveniriz. Kimin gerçekten uzak bir sapkınlıkta olduğunu mutlaka öğreneceksiniz.”

16. “TANRI Yeter” Diyorsan Neden Sürekli Başka Bir Son Güvence Arıyorsun?

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

73:9 — Doğunun ve batının Rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur. Savunucun olarak O’nu seçmelisin.

17. Kelimelerin Arapça Kökleri Üzerine: Güven, Teslimiyet, Yeterlilik ve Dönüş

3:122 — Aranızdan iki grup neredeyse başarısız olmuştu, ancak TANRI onların Rabbiydi. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

10:84 — Musa dedi ki: “Ey halkım, eğer gerçekten TANRI’ya inanmışsanız, o zaman O’na güvenip dayanın, eğer gerçekten teslimolanlar iseniz.”

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

73:9 — Doğunun ve batının Rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur. Savunucun olarak O’nu seçmelisin.

18. Diğer İddialar

3:159 — Onlara karşı şefkatli olman TANRI’dan gelen merhametti. Onlara karşı haşin ve katı yürekli olsaydın seni terk ederlerdi. Bu nedenle onları affet; onlar için bağışlanma dile ve onlara danış. Bir karar verdiğinde planını yerine getir ve TANRI’ya güven. TANRI, O’na güvenenleri sever.*

12:67 — Ve “Ey oğullarım, tek bir kapıdan girmeyin; ayrı kapılardan girin. Ancak, TANRI tarafından önceden belirlenmiş hiçbir şeyden sizi kurtaramam. Bütün kararlar TANRI’ya aittir. Ben O’na güvenirim ve bütün güvenenler O’na güvensinler” dedi.

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

19. Sonuç: TANRI’ya Gerçekten Güveniyor musun?

11:123 — Göklerin ve yeryüzünün geleceği TANRI’ya aittir ve bütün işler O’nun tarafından kontrol edilir. O’na tap ve O’na güven. Senin Rabbin, yaptığınız hiçbir şeyden asla habersiz değildir.

64:13 — TANRI: O’ndan başka tanrı yoktur. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

73:9 — Doğunun ve batının Rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur. Savunucun olarak O’nu seçmelisin.

Başlık

1. Güvenin İlk Sınavı: Tam Düşecekken Kime Dayanıyorsun?

Ayet

3:122

إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

Two groups among you almost failed, but GOD was their Lord. In GOD the believers shall trust.

Aranızdan iki grup neredeyse başarısız olmuştu, ancak TANRI onların Rabbiydi. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

Kaynak: kuranteyit.com

Ayetin Tefekkürü

Ayetin beni ilk çarpan tarafı, güveni hiçbir zayıflık yaşamamış insanlara anlatmaması. İki grup “neredeyse başarısız olmuştu.” Demek ki korkunun yaklaşması, gücün azalması veya insanın sarsılması tek başına güvenin yokluğu olarak sunulmuyor. Fakat tam o kırılma noktasında ayet yönü değiştiriyor: “ancak TANRI onların Rabbiydi.”

Ardından ölçü geliyor: “İnananlar TANRI’ya güvensinler.”

İşte burada kendime karşı yumuşak davranmak istemiyorum. TANRI’ya güveni yalnız huzurlu zamanların güzel bir duygusu haline getirirsem ayetin sınavından kaçarım. Güven tam da başarısızlık ihtimalinin yaklaştığı yerde anlam kazanıyor.

Benim planımın güçlü olması güven değildir. İnsanların yanımda bulunması güven değildir. Bankadaki rakam güven değildir. Bedenimin güçlü olması güven değildir. Bunların hepsi nimet, imkan veya araç olabilir. Fakat ayetin merkezindeki dayanak bunların hiçbiri değil: TANRI.

Bu nedenle “TANRI’ya güveniyorum” dediğim halde bütün psikolojik dengemi kontrol edebildiğim şartlara bağlıyorsam, kendi sözümü yeniden sorgulamam gerekir.

Belki de TANRI’ya değil, TANRI’nın bana istediğim şartları sağlamaya devam edeceğine güveniyorumdur.

Bu ikisi aynı şey değildir.

Gerçek güven, yalnız nimetlerin devamına güvenmek olamaz. Ayetin güven çağrısı zaten başarısızlığın eşiğinde geliyor.

Kendime sormam gereken soru şu: Dayanaklarım sarsıldığında Rabbim de gözümde küçülüyor mu?

Eğer cevap evetse, güven sözümün daha derine inmesi gerekiyor.

Ayet referansı: 3:122.

2. Teslimiyet Tembellik Değildir: Danış, Karar Ver, Uygula ve Sonucu TANRI’ya Bırak

Ayet

3:159 — Onlara karşı şefkatli olman TANRI’dan gelen merhametti. Onlara karşı haşin ve katı yürekli olsaydın seni terk ederlerdi. Bu nedenle onları affet; onlar için bağışlanma dile ve onlara danış. Bir karar verdiğinde planını yerine getir ve TANRI’ya güven. TANRI, O’na güvenenleri sever.*

3:160 — TANRI sizi desteklerse, hiç kimse sizi yenemez. Ve O sizi terk ederse, başka kim sizi destekleyebilir? İnananlar TANRI’ya güvensinler.

Ayetin Tefekkürü

TANRI’ya güvenmek konusunda yapılan en kolay kaçışlardan biri, sorumluluğu teslimiyet sanarak terk etmektir.

3:159 buna izin vermiyor.

Affetmek var. Bağışlanma dilemek var. Danışmak var. Karar vermek var. Planı yerine getirmek var. Sonra TANRI’ya güvenmek var.

Sıralama çok önemli.

“Ben TANRI’ya bıraktım” deyip karar almaktan kaçmak bu ayetin tarif ettiği güven değildir. Hiç araştırmadan, hiç danışmadan, üzerine düşeni yapmadan beklemek de güven adı altında saklanan başka bir rahatlık olabilir.

Ama bunun tersi de var.

Danıştım. Planladım. Hesapladım. Elimden geleni yaptım. Buna rağmen sonucu zorla kontrol etmeye çalışıyorsam, bu kez de aracımı efendi haline getiriyorum.

Ayet benim önüme iki aşırılığı aynı anda koyuyor: sorumsuz pasiflik ve kontrol saplantısı.

Teslimiyet ikisi de değildir.

Üzerime düşeni yapmak bana aittir. Sonucu mutlak biçimde belirlemek bana ait değildir.

3:160 daha sert konuşuyor: TANRI desteklerse kim yenebilir? O desteklemezse başka kim destekleyebilir?

Bu durumda insan desteğini küçümsemek gerekmiyor; 3:159 zaten danışmayı emrediyor. Fakat danıştığım insanı TANRI’nın yerine koyamam. Planımı TANRI’nın yerine koyamam. Kendi zekamı TANRI’nın yerine koyamam.

Danışmak başka, dayanılacak son merci yapmak başkadır.

Her şeyi TANRI’ya bırakmak, kendi görevimi TANRI’ya bırakmak değildir. Kendi görevimi yapıp nihai sonucu TANRI’nın hükmüne bırakmaktır.

Belki benim en büyük aldanışım da burada ortaya çıkıyor: “Elimden geleni yapıyorum” bahanesiyle, aslında elimden gelmeyeni de kontrol etmeye çalışıyor olabilirim.

Ayet referansları: 3:159, 3:160.

3. Dilin “İtaat” Diyor, İçindeki Hesap Başka Bir Şey mi Söylüyor?

Ayet

4:81 — Onlar itaat sözü verirler, fakat senin yanından ayrılır ayrılmaz bazıları söyledikleriyle çelişen niyetler barındırırlar. TANRI onların en içteki niyetlerini kaydeder. Onları görmezden gel ve TANRI’ya güvenip dayan. Bir savunucu olarak TANRI yeter.

33:3 — Ve TANRI’ya güvenip dayan. Bir savunucu olarak TANRI yeter.

33:48 — İnkârcılara ve ikiyüzlülere itaat etme, onların hakaretlerini görmezden gel ve TANRI’ya güvenip dayan; bir savunucu olarak TANRI yeter.

Ayetin Tefekkürü

4:81 güven konusunu doğrudan insanın içindeki ikiyüzlülük ihtimaline yaklaştırıyor. Bir söz söyleniyor, fakat içeride başka hesaplar bulunuyor.

Bu çok rahatsız edici bir aynadır.

“Teslim oldum.”

“Güveniyorum.”

“TANRI yeter.”

Bunları söylemek kolay.

Fakat kimse görmediğinde hangi hesabı yapıyorum?

Bir insanın onayını kazanmak için doğru bildiğim şeyi değiştiriyor muyum? İtibarımı kaybetmemek için gerçeği yumuşatıyor muyum? Birilerinin benim hakkımda ne söylediğini geceler boyu düşünürken TANRI’nın beni bildiğini unutuyor muyum? Kendimi sürekli açıklamak, savunmak ve haklı çıkarmak zorundaymışım gibi mi yaşıyorum?

Üç ayette de güçlü bir ifade tekrar ediyor: “Bir savunucu olarak TANRI yeter.”

O halde neden hayatımı sürekli başka savunucular üretmekle geçiriyorum?

Bu, insanların yardımını reddetmem gerektiği anlamına gelmez. Fakat insan desteği ile nihai dayanak aynı şey değildir.

İnsan beni savunabilir ama beni TANRI’dan koruyamaz.

Bir topluluk bana itibar verebilir ama gerçeği değiştiremez.

Bir dini otorite beni onaylayabilir ama TANRI’nın hükmünü kendi onayıyla değiştiremez.

Bir kalabalık beni alkışlayabilir ama TANRI’nın bildiği iç niyetimi silemez.

Sert gerçek şu: İnsanların gözündeki dosyamı düzeltmek için gösterdiğim çaba, TANRI’nın önündeki durumumu düzeltmek için gösterdiğim çabadan büyükse güven merkezimi yeniden düşünmem gerekir.

TANRI’nın yeterli olduğunu söylemek başka, O’nu gerçekten yeterli görmek başkadır.

Ayet referansları: 4:81, 33:3, 33:48.

4. Güven Kapının Önünde Belli Olur: Sürekli Beklemek Değil, Gerektiğinde Girmek

Ayet

5:11 — Ey inananlar, TANRI’nın üzerinize olan nimetlerini hatırlayın; bazı insanlar size saldırmak için ellerini uzattıklarında sizi O korudu ve onların ellerini geri çekti. TANRI’yı gözetin; inananlar TANRI’ya güvensinler.

5:23 — Derin saygı duyan ve TANRI’nın nimetlendirdiği iki adam şöyle dediler: “Sadece kapıdan girin. Eğer sadece kapıdan girerseniz mutlaka galip geleceksiniz. Eğer inananlar iseniz TANRI’ya güvenmeniz gerekir.”

Ayetin Tefekkürü

Güven yalnız geçmişte yaşanmış bir kurtuluşu anlatmak değildir. 5:11 geçmiş nimeti hatırlatıyor; 5:23 ise kapıdan girmeye çağırıyor.

Hatırlamak ve hareket etmek.

Bu ikisini ayırdığımda güven kolayca romantik bir hatıraya dönüşebilir.

TANRI’nın daha önce beni nasıl koruduğunu anlatıyorum ama yeni bir sınav geldiğinde sanki hayatımda hiç böyle bir şey yaşamamışım gibi paniğe kapılıyorum. Geçmişteki nimeti güzel bir hikaye olarak taşıyorum ama bugünkü korkuma delil olarak taşımıyorum.

O zaman hatırlamanın bana ne faydası kaldı?

5:23 özellikle serttir: “Eğer inananlar iseniz TANRI’ya güvenmeniz gerekir.”

Bu güven kapının dışında sonsuza kadar beklemek değildir.

Kapıdan girmek vardır.

Bazen insan “TANRI’ya güveniyorum” diyerek aslında korkusuna itaat eder. Karar almaz. Adım atmaz. Doğru olduğunu gördüğü şeyin kapısında bekler. Sonra bu bekleyişe “sabır” veya “teslimiyet” adını verir.

Her bekleyiş sabır değildir.

Bazı bekleyişler korkunun daha kabul edilebilir bir isimle saklanması olabilir.

Ayet bana, güvenin gerektiğinde adım atmakla birlikte yaşandığını gösteriyor. Geçmişteki korumayı hatırlamak gelecekte hiçbir zorluk olmayacağı garantisi değildir; fakat TANRI’nın unutulacak bir Rab olmadığını hatırlatır.

Ayet referansları: 5:11, 5:23.

5. “Teslim Oldum” Diyorsan Güven Nerede? Güveniyorsan Teslimiyet Nerede?

Ayet

7:89 — “TANRI bizi ondan kurtardıktan sonra eğer sizin dininize geri dönersek, TANRI’ya karşı küfür etmiş oluruz. Rabbimiz TANRI’nın iradesine aykırı ona nasıl geri dönebiliriz? Rabbimizin bilgisi her şeyi kuşatır. Biz TANRI’ya güvenip dayandık. Rabbimiz, halkımıza karşı bize kesin bir galibiyet bahşet. Sen en iyi destekçisin.”

10:84 — Musa dedi ki: “Ey halkım, eğer gerçekten TANRI’ya inanmışsanız, o zaman O’na güvenip dayanın, eğer gerçekten teslimolanlar iseniz.”

10:85 — Dediler ki: “Biz TANRI’ya güveniyoruz. Rabbimiz, bizi bu baskıcı insanların zulmünden kurtar.

Ayetin Tefekkürü

10:84 güven ile teslimiyeti birbirinden ayırmayı zorlaştırıyor.

“Eğer gerçekten TANRI’ya inanmışsanız…”

“Eğer gerçekten teslimolanlar iseniz…”

Aradaki çağrı: O’na güvenip dayanın.

Bu durumda teslimiyet yalnız “Ben teslimolanım” demek değildir. Teslimiyetin güvenle sınanan bir tarafı vardır.

Burada kendime çok açık bir soru yöneltmem gerekiyor: TANRI’ya teslim oldum diyorsam, neden sürekli kendi şartlarımı TANRI’ya kabul ettirmeye çalışıyorum?

“Şu olursa güvenirim.”

“Bu kişi hayatımda kalırsa güvenirim.”

“Bu iş düzelirse güvenirim.”

“Bu kadar para olursa rahatlarım.”

“Şu sonuç çıkarsa TANRI’nın benimle olduğunu anlarım.”

Bu nasıl teslimiyet?

Bu, teslimiyet değil de şartname hazırlamak olabilir mi?

7:89’da güven, TANRI’nın bilgisinin her şeyi kuşattığının kabulüyle birlikte geliyor. Ben bütün ihtimalleri bilmiyorum. TANRI biliyor. Fakat buna rağmen yalnız kendi gördüğüm sonucun doğru olduğunda ısrar edersem, “TANRI daha iyi bilir” sözünü ağzımda bırakmış olurum.

10:85 başka bir dengeyi de gösteriyor. TANRI’ya güvenen insanlar yardım istiyorlar. Demek ki güven, acıyı inkar etmek değildir. Zulümden kurtulmayı istemek güvensizlik değildir. Dua etmek güvensizlik değildir.

Teslimiyet, hiçbir şey istememek değil; istediğim şeyi TANRI’nın üzerine çıkarmamaktır.

Ayet referansları: 7:89, 10:84, 10:85.

6. Kalbin Gerçek Ölçüsü: Ayetleri Okudukça Güvenin Artıyor mu?

Ayet

8:2 — Hakiki inananlar, TANRI’dan söz edildiğinde kalpleri titreyenlerdir ve O’nun vahiyleri kendilerine okunduğunda imanları güçlenir ve onlar Rablerine güvenirler.

8:49 — İkiyüzlüler ve kalplerinde şüphe barındıranlar dediler ki: “Bu insanlar dinleri tarafından aldatılmaktadır.” Lakin, eğer biri TANRI’ya güvenip dayanırsa, o zaman TANRI Kudretlidir, En Bilgedir.

Ayetin Tefekkürü

8:2’de bir zincir var: TANRI anılıyor, kalp etkileniyor, vahiyler okunuyor, iman güçleniyor ve Rabbe güven ortaya çıkıyor.

Bunu yalnız duygusal bir ürpertiye indirgemek istemiyorum.

Kalbim titreyebilir. Bir ayet karşısında gözlerim dolabilir. Bir zikir dinleyip derinden etkilenebilirim. Fakat ayetlerin hayatımdaki etkisi arttıkça TANRI’ya güvenim artmıyorsa, bu duyguların nereye yerleştiğini sormam gerekir.

Vahiy bilgim artıyor ama endişelerimin efendisi hala insanlar mı?

Ayet ezberim artıyor ama geleceği kontrol etme tutkum azalmıyor mu?

TANRI’nın isimlerini daha çok biliyorum ama bir insanın sözü bütün iç dengemi yıkabiliyor mu?

Bunlar kolay sorular değil.

8:49’da dışarıdan bakanların “Bu insanlar dinleri tarafından aldatılmaktadır” dediği bir ortam gösteriliyor. Ardından güven TANRI’nın kudreti ve bilgeliğiyle bağlanıyor.

Burada güven, insanın kendisini ikna etmek için kurduğu psikolojik bir hikaye olarak sunulmuyor. Güvenin yöneldiği TANRI Kudretlidir, En Bilgedir.

O halde güvenimin dayanağı “Ben güçlü hissediyorum” olamaz.

Ben zayıf hissedebilirim.

Ben geleceği bilmeyebilirim.

Ben çıkış yolunu göremeyebilirim.

Güven, benim her şeyi anlamamdan değil, TANRI’nın Kudretli ve En Bilge olmasından doğar.

Ayet referansları: 8:2, 8:49.

7. TANRI’ya Güvenen İnsan Paranoyayı İman Sanmamalı

Ayet

8:61 — Eğer onlar barışa başvurursa, sen de başvur ve TANRI’ya güvenip dayan. O İşitendir, Her Şeyi Bilendir.

58:10 — Gizli komplo şeytanın fikridir, o bu yolla inanmış olanlara zarar vermeyi amaçlar. Oysaki, TANRI irade etmedikçe o onlara zarar veremez. İnananlar TANRI’ya güvensin.

Ayetin Tefekkürü

Güvensizlik bazen kendisini “tedbir” diye sunar.

Her şeyden şüphe etmek, herkesin gizli hesabını çözmeye çalışmak, sürekli saldırı beklemek, insanların arkasındaki niyetleri zihinde yüzlerce kez kurmak… İnsan bunları yaptığı için kendisini uyanık sanabilir.

Fakat 8:61 barışa başvurulduğunda barışa başvurmayı ve TANRI’ya güvenmeyi söylüyor.

58:10 ise komplonun zarar verme niyetini küçümsemiyor ama sınırı koyuyor: TANRI irade etmedikçe zarar veremez.

Bu ayetler bana şunu düşündürüyor: Tehlikeyi görmek ile tehlikeyi TANRI’dan daha büyük görmek aynı şey değildir.

İnsan tedbirli olabilir. Fakat korkusunu kutsallaştırmamalıdır.

Bir düşmanın varlığı TANRI’nın yokluğu anlamına gelmez.

Bir komplonun kurulması TANRI’nın kontrolünü kaybetmesi anlamına gelmez.

Birinin benim aleyhimde konuşması kaderimin onun ağzına bırakıldığı anlamına gelmez.

Eğer her kötü niyetli insanı zihnimde TANRI’nın hükmünü aşabilecek bir güç gibi büyütüyorsam, aslında o insana gereğinden fazla yer veriyorum.

Güven burada bana zihinsel bir sınır öğretiyor: Tehdidi gör, ama onu Rab yapma.

Ayet referansları: 8:61, 58:10.

8. Tedbir Almak Güvensizlik Değildir; Tedbiri TANRI’nın Üzerine Çıkarmak Sorundur

Ayet

9:51 — De ki: “TANRI’nın bizim için hükme bağladığının dışında başımıza hiçbir şey gelmez. Bizim Efendimiz ve Sahibimiz O’dur. İnananlar TANRI’ya güvensinler.”

12:67 — Ve “Ey oğullarım, tek bir kapıdan girmeyin; ayrı kapılardan girin. Ancak, TANRI tarafından önceden belirlenmiş hiçbir şeyden sizi kurtaramam. Bütün kararlar TANRI’ya aittir. Ben O’na güvenirim ve bütün güvenenler O’na güvensinler” dedi.

Ayetin Tefekkürü

12:67 güven konusundaki sahte ikilemi dağıtıyor.

Bir tarafta tedbir var: “tek bir kapıdan girmeyin; ayrı kapılardan girin.”

Diğer tarafta çok net bir itiraf var: “TANRI tarafından önceden belirlenmiş hiçbir şeyden sizi kurtaramam.”

Demek ki tedbir almak ile TANRI’ya güvenmek birbirinin düşmanı değil.

Sorun tedbir değil.

Sorun tedbiri mutlaklaştırmak.

Plan yapabilirim. Fakat planım TANRI’nın hükmünü geçersiz kılamaz. Risk azaltabilirim. Fakat bütün kararların sahibi olamam. Çocuklarımı, sevdiklerimi veya kendimi korumak için önlem alabilirim. Fakat “Ben önlem aldım, artık hiçbir şey olamaz” diyemem.

9:51 daha da derine gidiyor: TANRI’nın hükme bağladığının dışında hiçbir şeyin başımıza gelmeyeceğini ve Efendi ile Sahibimizin O olduğunu söylüyor.

Bu ayeti gerçekten kabul ediyorsam, hayatımın en büyük yüklerinden bir kısmının anlamsızlaşması gerekir: Olmamış şeyleri sonsuz kez zihnimde kontrol etme çabası.

Tedbirimi alırım.

Sonra bırakırım.

Çünkü ben Efendi ve Sahip değilim.

İnsanın kendisini kandırdığı yerlerden biri de budur: “Sorumluluk sahibiyim” derken aslında “Her sonucu ben kontrol etmeliyim” diye yaşıyor olabilir.

Ayetler bu ikisini ayırıyor.

Ayet referansları: 9:51, 12:67.

9. Dini Otoriteyi TANRI’nın Yerine Koyma: Elçiler Bile Kendilerini Bağımsız Güç Olarak Sunmuyor

Ayet

10:71 — Onlara Nuh’un tarihçesini oku. Halkına dedi ki: “Ey halkım, eğer konumum ve TANRI’nın vahiylerini size hatırlatmam size fazla geliyorsa, o zaman ben TANRI’ya güvenip dayandım. Liderlerinizle bir araya gelip kendi aranızda nihai bir kararda anlaşmalı, sonra da onu gecikmeksizin bana bildirmelisiniz.

14:11 — Elçileri onlara dediler ki: “Biz, sizin gibi insanlardan fazlası değiliz, ancak TANRI, kulları arasından seçtiği kimseyi nimetlendirir. TANRI’nın iradesine uygun olmadığı sürece size herhangi bir tür yetki belgesi göstermemiz mümkün değil. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

14:12 — “O bize yollarımızda rehberlik etmişken neden TANRI’ya güvenmeyelim? Biz zulmünüz karşısında kararlılıkla sebat edeceğiz. Bütün güvenenler TANRI’ya güvensinler.”

Ayetin Tefekkürü

14:11 beni dini otorite konusunda özellikle düşündürüyor: Elçiler açıkça “Biz, sizin gibi insanlardan fazlası değiliz” diyorlar.

Nimet TANRI’dan.

Seçim TANRI’dan.

Yetki belgesi TANRI’nın iradesine bağlı.

Güven yine TANRI’ya.

O halde dini bir insanı, ne kadar bilgili veya etkileyici olursa olsun, TANRI’nın yanında bağımsız güven merkezi haline getirmek ciddi bir tevhid sorusu doğurur.

Bir öğretmenden öğrenebilirim.

Bir araştırmacının emeğinden faydalanabilirim.

Bir insanın doğru sözünü dinleyebilirim.

Danışabilirim.

Fakat hiç kimsenin “Ben olmadan TANRI’ya ulaşamazsın”, “Benim onayım olmadan doğru yolda olamazsın” veya “Ben senin nihai manevi güvencenim” gibi bir yere yükseltilmesini güven ayetleriyle bağdaştırmakta zorlanıyorum.

Çünkü elçilerin dili bile insanı kendilerine değil TANRI’ya güvenmeye çağırıyor.

10:71’de Nuh açık tehdit karşısında güvenini TANRI’ya bağlıyor. 14:12’de zulüm karşısında kararlılıkla sebat etmek yine güvenle yan yana.

Burada dini otoritenin sağlıklı sınırı benim için berraklaşıyor: İnsan hakikate işaret edebilir; hakikatin sahibi olamaz. İnsan yardım edebilir; TANRI’nın yerine geçemez. İnsan öğretebilir; kalbin nihai dayanağı olamaz.

Bir insanı dinlemek başka, ona teslim olmak başka.

Teslimiyetin merkezi tek olmalıdır.

Ayet referansları: 10:71, 14:11, 14:12.

10. “Her Şeyi TANRI mı Yürütüyor?” Ayetlerin Verdiği Cevaptan Kaçma

Ayet

11:56 — “Ben, benim Rabbim ve sizin Rabbiniz TANRI’ya güvenip dayandım. O’nun kontrol etmediği bir tane yaratık bile yoktur. Benim Rabbim doğru yolun üzerindedir.

11:123 — Göklerin ve yeryüzünün geleceği TANRI’ya aittir ve bütün işler O’nun tarafından kontrol edilir. O’na tap ve O’na güven. Senin Rabbin, yaptığınız hiçbir şeyden asla habersiz değildir.

Ayetin Tefekkürü

Bu makalenin en sert yerlerinden biri burasıdır.

Çünkü soru artık dolaylı değil.

Her şeyi TANRI’nın yürüttüğüne gerçekten inanıyor muyum?

11:56, O’nun kontrol etmediği bir tane yaratık bile olmadığını söylüyor.

11:123, “bütün işler O’nun tarafından kontrol edilir” diyor.

Bu cümleyi okuyup sonra hayatı TANRI kontrolünü kaybetmiş gibi yaşayabilir miyim?

Bir insanın benim geleceğimi TANRI’dan bağımsız biçimde mahvedebileceğini düşünüyorsam neye inanıyorum?

Bir ekonomik gelişmeyi TANRI’dan daha büyük görüyorsam neye inanıyorum?

Bir hastalık, bir iş, bir makam, bir düşman, bir patron, bir takipçi kitlesi, bir dini lider veya herhangi başka bir yaratılmış güç benim zihnimde “artık hiçbir şey yapılamaz” noktasına geliyorsa, 11:56’yı gerçekten içime almış mıyım?

Bu ayetler insan sorumluluğunu silmiyor. 11:123’ün sonunda TANRI’nın yaptıklarımızdan habersiz olmadığı özellikle hatırlatılıyor. Yani “Her şey O’nun kontrolünde” deyip kendi kötülüğümü, ihmalkarlığımı veya yanlış seçimimi masumlaştırmak da mümkün değil.

Kontrol O’nda.

Sorumluluk bende.

Bu ikisini birbirine karıştırmamalıyım.

TANRI’nın kontrolü benim irademi putlaştırmamı engeller. Benim sorumluluğum ise TANRI’nın kontrolünü tembelliğime mazeret yapmamı engeller.

İşte teslimiyetin dengesi burada çok keskin hale geliyor.

Ayet referansları: 11:56, 11:123.

11. Sen Dünyayı Kurtarmıyorsun: Elinden Geleni Yap, Hidayeti ve Sonucu Sahiplenme

Ayet

11:88 — Dedi ki: “Ey halkım, ya Rabbimden sağlam bir kanıtım varsa; ya O bana büyük bir nimet sağladıysa? Benim dileğim sizi menettiğim şeyi yapmak değildir. Ben sadece elimden geldiğince yanlışları düzeltmeyi diliyorum. Benim hidayetim tamamen TANRI’ya bağlıdır; ben O’na güvenip dayandım. Ben tamamen O’na teslim oldum.

42:10 — Eğer bu mesajın herhangi bir kısmına itiraz ederseniz, bu yapılanın hükmü TANRI’ya aittir. İşte Rabbim TANRI böyledir. Ben O’na güveniyorum ve O’na teslim oluyorum.

60:4 — Size, İbrahim’den ve beraberindekilerden iyi bir örnek hazırlanmıştır. Onlar halklarına dediler ki: “Biz sizi ve TANRI’nın dışında taptığınız o putları sahiplenmiyoruz. Sizi kınıyoruz ve siz YALNIZCA TANRI’ya inanıncaya kadar bizden düşmanlık ve nefret haricinde bir şey görmeyeceksiniz.”* Ancak, babasına “Ben senin bağışlanman için dua edeceğim,** fakat seni TANRI’dan koruyacak hiçbir gücüm yok” dediğinde, İbrahim tarafından bir hata işlenmiş oldu. “Rabbimiz, biz Sana güveniyoruz ve Sana teslim oluyoruz; son varış Sanadır.

Ayetin Tefekkürü

11:88 bana çok ciddi bir ego sınırı çiziyor: “Ben sadece elimden geldiğince yanlışları düzeltmeyi diliyorum.”

Elimden geldiğince.

Bu iki kelime insanın kendisini TANRI yerine koymasını engelliyor.

Düzeltmeye çalışabilirim. Yazabilirim. Uyarabilirim. Araştırabilirim. Üretebilirim. Bir yanlış gördüğümde konuşabilirim. Fakat insanların kalplerini ben değiştirmiyorum. Hidayeti ben üretmiyorum. Sonucu ben yönetmiyorum.

“Ben olmazsam her şey çöker” düşüncesi sorumluluk gibi görünebilir ama içinde büyük bir benlik iddiası taşıyabilir.

11:88 bunu kesiyor: “Benim hidayetim tamamen TANRI’ya bağlıdır.”

Ardından güven ve teslimiyet geliyor.

42:10 aynı bağı tekrar ediyor: hüküm TANRI’ya ait, güven TANRI’ya, teslimiyet TANRI’ya.

60:4 ise insanın başka bir insanı TANRI’dan koruyacak gücü olmadığını açıkça söylüyor.

Bu durumda hiçbir dini figür, aile büyüğü, yönetici, alim, sanatçı, yazar veya topluluk TANRI’ya karşı benim güvenlik kalkanım olamaz.

İnsanların sevgisini kaybetmek acı olabilir.

İnsan desteğini kaybetmek zor olabilir.

Ama TANRI’ya karşı hiçbir insan beni koruyamaz.

Bunu gerçekten kabul ettiğimde dini otoritenin sınırı da berraklaşıyor: Hiçbir insanın manevi makamı TANRI’nın yerini dolduramaz.

Ayet referansları: 11:88, 42:10, 60:4.

12. Tevhid Yalnız “Tek TANRI” Demek Değildir: Güvenin de Tek Merkezi Olmalı

Ayet

13:30 — Biz, seni (Ey Reşad)* bu topluluğa gönderdik, tıpkı geçmişteki diğer topluluklar için yaptığımız gibi. Sana vahyettiğimizi onlara oku, çünkü onlar En Lütufkârı inkâr ettiler. De ki: “O benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnızca O’na güvenip dayanıyorum; nihai varışım O’nadır.”

64:13 — TANRI: O’ndan başka tanrı yoktur. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

Ayetin Tefekkürü

64:13 son derece kısa ama sarsıcı bir bağ kuruyor.

Önce tevhid:

“O’ndan başka tanrı yoktur.”

Ardından güven:

“İnananlar TANRI’ya güvensinler.”

Bu sıralama bana güvenin tevhidin dışında küçük bir manevi teknik olmadığını düşündürüyor. Kime nihai güven verdiğim, kime nihai güç atfettiğim ve kimin önünde içten teslim olduğum, tevhidimin hayat içindeki görünümüdür.

13:30 bunu daha kişisel söylüyor: O benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnızca O’na güvenip dayanıyorum. Nihai varış O’nadır.

Dilimle “tek TANRI” deyip kalbimde sayısız küçük mutlaklık üretebilirim.

İnsanların görüşü.

Para.

Statü.

Gelecek korkusu.

Bir lider.

Bir kurum.

Kendi aklım.

Bunların hiçbirini kullanmamak veya önemsememek zorunda değilim. Fakat bunlara TANRI’ya ait nihai makamı veremem.

Tevhid şahitliği yalnız bir cümle olarak kalmamalı.

Şahitliğim hayatım tarafından doğrulanmalıdır.

“TANRI’dan başka tanrı yoktur” diyorsam, korkularımın, umutlarımın ve güvenimin dağılımı bu sözü ne kadar destekliyor?

Bu soru serttir çünkü cevap ağızda değil hayattadır.

Ayet referansları: 13:30, 64:13.

13. Birkaç Gün Güvenip Sonuç Beklemek Teslimiyet Değildir: Güven Sebatla Beraberdir

Ayet

16:42 — Bunun nedeni onların kararlılıkla sebat etmeleri ve Rablerine güvenmeleridir.

29:59 — Onlar, kararlılıkla sebat eden ve Rablerine güvenen kimselerdir.

Ayetin Tefekkürü

İki ayette de aynı birliktelik dikkat çekiyor: sebat ve güven.

Bu, güveni anlık bir manevi yükseliş olmaktan çıkarıyor.

Bir gece çok güçlü hissedebilirim. Bir dua sonrasında içim huzurla dolabilir. “Artık tamamen TANRI’ya bıraktım” diyebilirim.

Peki üç gün sonra?

Üç hafta sonra?

Beklediğim sonuç gelmediğinde?

İnsanların davranışları değişmediğinde?

Sorun devam ettiğinde?

TANRI’ya güveni bir alışverişe dönüştürmek çok kolaydır: “Ben güvendim, artık istediğim şey gerçekleşmeli.”

Ayetler böyle bir formül vermiyor.

Sebat ediyorlar ve güveniyorlar.

Demek ki güvenin içinde zaman var.

Beklemek var.

Devam etmek var.

Hemen sonuç görmeden yönü korumak var.

Burada kendimi kandırıp kandırmadığımı anlayabileceğim önemli bir ölçü görüyorum: Güvenim yalnız istediğim sonucu almak için kullandığım bir yöntem mi?

Eğer sonuç gecikince TANRI’ya karşı tavrım değişiyorsa, belki de TANRI’ya değil, beklediğim sonuca bağlıymışımdır.

Gerçek teslimiyet, TANRI’yı isteklerimi gerçekleştirmek için kullandığım bir araç haline getirmez.

TANRI araç değildir.

Merkezdir.

Ayet referansları: 16:42, 29:59.

14. Putların İsmi Değişebilir: Nihai Güvenceyi Yaratılmış Olanda Aramak

Ayet

16:99 — İnanan ve Rablerine güvenenler üzerinde onun hiçbir gücü yoktur.

39:38 — Eğer onlara “Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?” diye sorsan “TANRI” diyeceklerdir. De ki: “O hâlde neden TANRI’nın yanında putlar ediniyorsunuz? TANRI benim için bir sıkıntı irade etmiş olsa, onlar böyle bir sıkıntıyı dindirebilirler mi? Ve eğer O benim için bir nimet irade etmiş olsa, onlar böyle bir nimeti engelleyebilirler mi?” De ki: “Bana TANRI yeter.” Güvenenler, O’na güvensinler.

42:36 — Size her ne verilirse, bu hayatın geçici metasından fazlası değildir. İnanan ve Rablerine güvenenler için TANRI’nın sahip olduğu çok daha iyidir ve daimîdir.

Ayetin Tefekkürü

39:38 insanın sözlü tevhidi ile pratik bağımlılığı arasındaki çelişkiyi ortaya çıkarıyor.

“Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?”

“TANRI.”

Peki sonra neden başka şeylere TANRI’nın hükmünü değiştirebilecek güç veriliyor?

Bu soru bugün de insanın içine girebilir.

Ben bir şeyi “put” diye isimlendirmeyebilirim. Fakat ona verdiğim rolü sorgulamak zorundayım.

“Bu insan olmazsa ben biterim.”

“Bu para olmazsa hiçbir çıkış yok.”

“Bu makam giderse hayatımın değeri kalmaz.”

“Bu kişi beni onaylamazsa doğru olamam.”

“Bu sistem beni korumazsa TANRI da beni koruyamaz.”

Ayet bu modern cümleleri söylemiyor; bunlar benim kendi hayatıma yönelttiğim sorular. Fakat 39:38’in ölçüsü açık: TANRI bir sıkıntı irade ettiğinde diğerleri onu bağımsız biçimde kaldırabilir mi? TANRI nimet irade ettiğinde onlar bunu bağımsız biçimde engelleyebilir mi?

Cevabın ardından gelen cümle çok sert:

“Bana TANRI yeter.”

42:36 da geçici olanı kalıcı olanın yerine koymamayı öğretiyor. Bize verilenler bu hayatın geçici metasıdır. TANRI’nın sahip olduğu ise daha iyi ve daimidir.

Bu nedenle güvenin ekonomik, sosyal ve psikolojik bir tarafı vardır. Sahip olduğum şeyleri kullanırım ama onların kölesi olmamaya çalışırım.

Çünkü geçici olanı mutlak güvence yaptığım anda, kaybetme korkusu beni yönetmeye başlar.

Ayet referansları: 16:99, 39:38, 42:36.

15. Kime Güvendiğini Hatırla: Diri Olana, Kudretliye, En Merhametliye

Ayet

25:58 — Sen Diri Olana—hiç ölmeyen O’na— güvenip dayan ve O’na övgüler sun ve O’nu yücelt. O, yaratıklarının günahlarından tamamen Haberdardır.

26:217 — Ve Kudretliye, En Merhametliye güvenip dayan.

27:79 — Bu nedenle, TANRI’ya güvenip dayan; sen apaçık hakikate uymaktasın.

67:29 — De ki: “O En Lütufkârdır; biz O’na inanır ve O’na güveniriz. Kimin gerçekten uzak bir sapkınlıkta olduğunu mutlaka öğreneceksiniz.”

Ayetin Tefekkürü

Güven boşluğa yapılmış bir sıçrama değildir.

Bu ayetler güvenin yöneldiği TANRI’yı nitelikleriyle birlikte hatırlatıyor.

Diri Olan.

Hiç ölmeyen.

Kudretli.

En Merhametli.

En Lütufkâr.

25:58’in karşıma koyduğu fark çok büyük: İnsanlar ölür. Sistemler çöker. Güçlü görünenler güçlerini kaybeder. Kurumlar değişir. Dostluklar bitebilir. Beden zayıflar. Servet el değiştirebilir.

Fakat ayet güveni hiç ölmeyen O’na yöneltiyor.

Buna rağmen bütün güvenimi ölümlü olana bağlarsam neden sonra kırıldığımı sormalıyım.

26:217 güveni kudret ve merhametle birlikte anlatıyor. Yalnız güç değil; merhamet de var. 27:79 ise güven ile apaçık hakikate uymayı birlikte taşıyor. Demek ki güven bilgisizliğin başka adı değildir.

Bu benim için önemli.

TANRI’ya güvenmek düşünmeyi bırakmak değildir.

Doğruyu araştırmayı bırakmak değildir.

Aksine güven, hakikate uyarken son dayanağın kim olduğunu bilmektir.

67:29’da iman ve güven aynı cümlede buluşuyor: “biz O’na inanır ve O’na güveniriz.”

İman ağzımdaki cümle ise güven onun hayatımdaki ağırlığını gösterebilir.

Ayet referansları: 25:58, 26:217, 27:79, 67:29.

16. “TANRI Yeter” Diyorsan Neden Sürekli Başka Bir Son Güvence Arıyorsun?

Ayet

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

73:9 — Doğunun ve batının Rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur. Savunucun olarak O’nu seçmelisin.

Ayetin Tefekkürü

Bu iki ayet güven konusunda bahaneyi çok azaltıyor.

“TANRI’ya güvenen birine O yeter.”

Ve:

“Savunucun olarak O’nu seçmelisin.”

Bunu okuyup hemen maddi bir garanti formülü üretmek istemiyorum. 65:3’ü “Ben güvenirsem istediğim miktarda para kesin gelir” biçiminde daraltmak ayetin söylemediği bir şeyi söylemek olur.

Ayet çok daha büyük bir yeterlilikten söz ediyor.

Rızık sağlayan O.

Emirleri yerine getirilen O.

Her şeyin akıbetini hükme bağlayan O.

Doğunun ve batının Rabbi O.

O’ndan başka tanrı yok.

O halde sorum şu: O yeterse ben neden kendime sürekli yeni bir “yetmezse” senaryosu üretiyorum?

TANRI yetmezse para yeter mi?

TANRI yetmezse insan yeter mi?

TANRI yetmezse kurum yeter mi?

TANRI yetmezse benim zekam yeter mi?

TANRI yetmezse hangi yaratılmış güç bana gerçekten yeter?

Soru zaten kendi çelişkisini açığa çıkarıyor.

Belki de “TANRI yeter” cümlesini uzun zamandır söylüyorum ama gerçek hayatımı “Her ihtimale karşı başka bir efendi daha bulmalıyım” anlayışıyla kuruyorum.

İşte sert yüzleşme burada.

Teslimiyet, TANRI’nın yeterli olduğunu söylemek değil; yeterlilik arayışımın merkezini gerçekten O’na taşımaktır.

Ayet referansları: 65:3, 73:9.

17. Kelimelerin Arapça Kökleri Üzerine: Güven, Teslimiyet, Yeterlilik ve Dönüş

Ayet

3:122 — Aranızdan iki grup neredeyse başarısız olmuştu, ancak TANRI onların Rabbiydi. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

10:84 — Musa dedi ki: “Ey halkım, eğer gerçekten TANRI’ya inanmışsanız, o zaman O’na güvenip dayanın, eğer gerçekten teslimolanlar iseniz.”

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

73:9 — Doğunun ve batının Rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur. Savunucun olarak O’nu seçmelisin.

Ayetin Tefekkürü

Arapça kelime köklerine bakarken onları ayetlerin üzerine yeni hükümler kurmak için değil, ayetler arasındaki dil bağını daha dikkatli görmek için kullanmayı doğru buluyorum. Aşağıdaki Türkçe okunuşlar, Arapça kelimeleri Türkçe seslerle yaklaşık olarak göstermek içindir; ayet çevirisinin yerine geçmez.

ArapçaTürkçe okunuşKökBu makaledeki bağ
وَكَلَvekeleو-ك-ل (V-K-L / W-K-L)Güvenme, dayanma ve bir işi birine bırakma kelime ailesinin temel kökü.
تَوَكُّلtevekkülو-ك-لTANRI’ya güvenip dayanma anlam alanını taşıyan isim biçimi.
فَلْيَتَوَكَّلِfelyetevekkelو-ك-ل3:122’de “güvensinler” çağrısında görülen fiil biçimi.
وَكِيلًاvekilenو-ك-ل73:9’daki “Savunucun olarak O’nu seçmelisin” ifadesindeki kelime ailesi.
مُسْلِمِينَmüsliminس-ل-م (S-L-M)10:84’te “teslimolanlar” ifadesiyle güven çağrısının yan yana gelişi.
حَسْبُهُhasbuhuح-س-ب (H-S-B)65:3’te “O yeter” ifadesindeki yeterlilik vurgusu.
أُنِيبُunibuن-و-ب (N-W-B)TANRI’ya dönme ve yönelme anlam alanında kullanılan biçim.
وَلِيُّهُمَاveliyyuhumaو-ل-ي (W-L-Y)3:122’de iki grubun TANRI ile ilişkisini bildiren ifade.

Güven ayetlerinde en belirgin köklerden biri و-ك-ل (V-K-L / W-K-L) köküdür. Türkçede yerleşmiş tevekkül kelimesi de bu kelime ailesindendir. 3:122’deki فَلْيَتَوَكَّلِ — felyetevekkel biçimi, Türkçe yetkilendirilmiş çeviride “İnananlar TANRI’ya güvensinler” olarak karşımıza çıkıyor. 73:9’daki وَكِيلًا — vekilen ise çeviride “Savunucun olarak O’nu seçmelisin” biçiminde yer alıyor.

Bu bağlantı benim için önemli: Güven yalnız içimde ürettiğim bir his değil; kimi dayanak ve savunucu seçtiğimle de ilişkili.

10:84’te güven çağrısının hemen yanında مُسْلِمِينَ — müslimin ifadesi bulunuyor. Bu kelime س-ل-م (S-L-M) kök ailesindedir ve yetkilendirilmiş Türkçe metinde “teslimolanlar” olarak yer alır. Ayetin kendi cümle yapısında iman, güven ve teslimiyet yan yana geliyor. Bu nedenle güveni teslimiyetten bütünüyle koparmak zorlaşıyor.

65:3’te حَسْبُهُ — hasbuhu ifadesi ح-س-ب (H-S-B) kök ailesindedir. Yetkilendirilmiş Türkçe metin düşüncenin merkezini açık biçimde veriyor: “TANRI’ya güvenen birine O yeter.” Güven, yeterliliği başka yerlerde sonsuz biçimde arama ihtiyacına bir sınır koyuyor.

11:88 ve 42:10’daki TANRI’ya yönelme çizgisini düşünürken أُنِيبُ — unibu biçimi de dikkat çekiyor. Bu kelime ن-و-ب (N-W-B) kök ailesindedir. Buradaki dil bağlantısı bana güvenin hareketsiz bir duruş değil, yönünü tekrar TANRI’ya çevirmekle beraber düşünülebileceğini gösteriyor.

3:122’de TANRI ile ilgili kullanılan وَلِيُّهُمَا — veliyyuhuma biçimi و-ل-ي (W-L-Y) kök ailesindedir. Yetkilendirilmiş Türkçe metin bunu “TANRI onların Rabbiydi” diye verir. Güven emrinden hemen önce bu ilişkinin anılması dikkat çekicidir.

Bütün bu kökleri yan yana getirdiğimde yeni bir inanç tanımı üretmek istemiyorum. Fakat ayetlerin dili içinde güçlü bir bütünlük görüyorum: güvenmek, teslim olmak, yönelmek, TANRI’yı yeterli görmek ve O’nu savunucu edinmek birbirinden kopuk başlıklar gibi durmuyor.

Güven yalnız “iyi şeyler olacak” düşüncesi değildir.

Kimin eline kendimi bıraktığım sorusudur.

Ayet referansları: 3:122, 10:84, 11:88, 42:10, 65:3, 73:9.

18. Diğer İddialar

Ayet

3:159 — Onlara karşı şefkatli olman TANRI’dan gelen merhametti. Onlara karşı haşin ve katı yürekli olsaydın seni terk ederlerdi. Bu nedenle onları affet; onlar için bağışlanma dile ve onlara danış. Bir karar verdiğinde planını yerine getir ve TANRI’ya güven. TANRI, O’na güvenenleri sever.*

12:67 — Ve “Ey oğullarım, tek bir kapıdan girmeyin; ayrı kapılardan girin. Ancak, TANRI tarafından önceden belirlenmiş hiçbir şeyden sizi kurtaramam. Bütün kararlar TANRI’ya aittir. Ben O’na güvenirim ve bütün güvenenler O’na güvensinler” dedi.

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

Ayetin Tefekkürü

TANRI’ya güven konusunda farklı dini, geleneksel ve tarihsel yaklaşımlar bulunabilir. Bu yaklaşımları makalenin ana düşüncesine ölçü yapmak yerine burada ayrı tutmayı daha doğru buluyorum.

Bazı yaklaşımlar güveni, sebepleri bütünüyle terk etmeye yakın bir anlayışla açıklayabilir. Fakat 3:159’da danışma, karar ve planı yerine getirme güven çağrısından önce açıkça bulunuyor. 12:67’de de somut bir tedbir alınırken bütün kararların TANRI’ya ait olduğu söyleniyor. Bu nedenle ayetlerden, gerçek güvenin zorunlu olarak her türlü tedbiri terk etmek anlamına geldiği sonucuna kesin biçimde varamıyorum.

Buna karşılık başka bir yaklaşım, güveni neredeyse tamamen insan çabasına indirip “Elinden geleni yap, gerisi zaten mekanik biçimde olur” noktasına taşıyabilir. Bu da ayetlerin TANRI’ya verdiği merkezi rolü zayıflatabilir. 65:3 yalnız insan planından değil, TANRI’nın yeterliliğinden, rızkından, emrinden ve akıbeti hükme bağlamasından söz ediyor.

Bir başka iddia, TANRI’ya güvenen kişinin istediği dünyevi sonucu mutlaka elde edeceği biçiminde kurulabilir. Fakat ayetleri böyle sınırsız bir sonuç garantisine çevirmek konusunda ihtiyatlı olmak gerekir. Güven ayetlerinin bazılarında zulüm, tehdit, belirsizlik, sebat ve geçici dünya hayatı da vardır. Bu yüzden güveni “Ben güvenirsem TANRI benim istediğimi yapmak zorundadır” biçiminde bir sözleşmeye dönüştürmek teslimiyet kavramıyla gerilim oluşturabilir.

Bazı dini yapılarda alimlere, öğretmenlere veya liderlere çok güçlü manevi roller verilebilir. İnsanlardan bilgi almak, danışmak veya doğru sözlerini dinlemek ile onları TANRI’nın yerine nihai güven kaynağı yapmak aynı şey değildir. 3:159 danışmayı zaten dışlamıyor. Fakat güven ayetlerinin tekrar tekrar TANRI’yı yeterli savunucu ve nihai dayanak olarak göstermesi, insan otoritesinin mutlaklaştırılması konusunda ciddi bir sınır oluşturuyor.

Son olarak güveni yalnız “iç huzuru” olarak okumak da bana eksik geliyor. 8:2 kalpteki etkiden söz eder, fakat güven ayetlerinin bütünü karar vermeyi, kapıdan girmeyi, sebat etmeyi, barışa yönelmeyi, teslim olmayı, yanlışları düzeltmeye çalışmayı ve TANRI’yı nihai savunucu seçmeyi de içeriyor.

Bu farklı yaklaşımların ayrıntıları ayrıca tartışılabilir. Fakat bu makalenin ana ölçüsü değişmiyor: Ayetlerin açıkça söylediğinden daha kesin bir hüküm üretmemek.

Ayet referansları: 3:159, 8:2, 12:67, 65:3.

19. Sonuç: TANRI’ya Gerçekten Güveniyor musun?

Ayet

11:123 — Göklerin ve yeryüzünün geleceği TANRI’ya aittir ve bütün işler O’nun tarafından kontrol edilir. O’na tap ve O’na güven. Senin Rabbin, yaptığınız hiçbir şeyden asla habersiz değildir.

64:13 — TANRI: O’ndan başka tanrı yoktur. İnananlar TANRI’ya güvensinler.

65:3 — Ve ona hiç beklemediği yerden rızık sağlayacaktır. TANRI’ya güvenen birine O yeter. TANRI’nın emirleri yerine getirilir. TANRI her şeyin akıbetini hükme bağlamıştır.

73:9 — Doğunun ve batının Rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur. Savunucun olarak O’nu seçmelisin.

Ayetin Tefekkürü

Başlangıçtaki soruya şimdi kaçmadan dönmek gerekiyor.

TANRI’ya gerçekten güveniyor musun?

“Evet” demeden önce biraz düşün.

Her şey yolundayken mi güveniyorsun?

Yoksa planın bozulduğunda da mı?

İnsanlar seni desteklerken mi güveniyorsun?

Yoksa yalnız kaldığında da mı?

Para varken mi?

Yoksa imkanlar azaldığında da mı?

İstediğin cevap geldiğinde mi?

Yoksa cevap senin istediğin biçimde gelmediğinde de mi?

TANRI’ya teslim olduğunu söylüyorsun. Peki hala hayatın sonucunu sen mi yazmaya çalışıyorsun?

TANRI’ya güvendiğini söylüyorsun. Peki neden kontrol edemediğin her şey seni içeriden parçalıyor?

“TANRI yeter” diyorsun. Peki neden bir insan seni terk ettiğinde sanki TANRI da seni terk etmiş gibi davranıyorsun?

“Her şey TANRI’nın kontrolünde” diyorsun. Peki neden bir düşmanı, bir ekonomik problemi, bir kurumu veya başka bir yaratılmış gücü TANRI’nın hükmünü aşabilecekmiş gibi büyütüyorsun?

Belki güven problemi TANRI hakkında yeterince konuşmamamız değildir.

Belki asıl problem, çok konuşup az teslim olmamızdır.

4:81’de itaat sözü verip içinde başka niyet taşıyan insanlar anlatılıyor. Bu ayet bana, kendi dilimden şüphe etmeyi öğretiyor. Söylediğim söz hayatımla doğrulanıyor mu?

3:159 sorumluluğumu elimden almıyor: danış, karar ver, planını yerine getir, sonra güven.

12:67 tedbiri yasaklamıyor: ayrı kapılardan gir; fakat bunun TANRI’nın kararından kurtaramayacağını bil.

11:88 bana sınırımı öğretiyor: elimden geldiğince düzeltmeye çalış; hidayeti kendine mal etme.

10:84 güven ile teslimiyeti ayırmıyor.

64:13 tevhid ile güveni yan yana getiriyor.

65:3 yeterliliğin merkezini açıklıyor.

73:9 savunucunun kim olması gerektiğini söylüyor.

11:123 ise tartışmanın merkezini kapatacak kadar açık: “bütün işler O’nun tarafından kontrol edilir. O’na tap ve O’na güven.”

Bu durumda benim için “Her şeyi TANRI’ya bırakmak” ifadesi artık sorumluluğu terk etmek anlamına gelmiyor.

Nihai hükmü TANRI’ya bırakmak.

Sonucu TANRI’ya bırakmak.

İnsanların kalplerini TANRI’ya bırakmak.

Rızkın son hesabını TANRI’ya bırakmak.

Korunmayı TANRI’ya bırakmak.

Geleceğin bilmediğim kısmını TANRI’ya bırakmak.

Benim gücümün bittiği yerde paniği değil TANRI’yı hatırlamak.

Fakat aynı zamanda bana verilen sorumluluğu taşımak.

Doğruyu söylemek.

Adil olmaya çalışmak.

Danışmak.

Karar vermek.

Çalışmak.

Tedbir almak.

Yanlışımı düzeltmek.

Kapıdan girmek.

Sebat etmek.

Sonra ellerimi sonuçtan çekmek.

Çünkü sonuç benim tanrılığım değildir.

Ben sonucu yönetmek için yaratılmış mutlak bir güç değilim.

Ben her şeyi bilmiyorum.

Ben herkesin kalbini kontrol edemem.

Ben yarını göremem.

Ben başıma gelebilecek her şeyi önleyemem.

Ben kendimi TANRI’dan koruyamam.

Başka hiç kimse de beni TANRI’dan koruyamaz.

Bu kabul insanı küçültmek için değil, doğru yerine koymak için gereklidir.

Belki gerçek huzur, her şeyi kontrol edebilecek kadar güçlü hale gelmekte değildir.

Belki huzur, hiçbir zaman her şeyi kontrol edemeyeceğimi kabul edip her şeyin TANRI’nın kontrolünde olduğunu gerçekten anlamaya başladığım yerde doğar.

Ve işte son soru:

TANRI’ya güveniyor musun?

Yoksa TANRI’nın sana istediğin hayatı vermesine mi güveniyorsun?

TANRI’ya teslim oldun mu?

Yoksa hala sonucu kontrol etme hakkını kendinde saklıyor musun?

Bu iki sorunun cevabını başkasına göstermeye gerek yok.

TANRI zaten biliyor.

Benim yapmam gereken kendi sözümü kendi hayatımın karşısına koymak.

Ve eğer arada bir boşluk görüyorsam, o boşluğu güzel cümlelerle kapatmaya çalışmak yerine TANRI’ya dönmek.

Çünkü güvenin son sözü benim gücüm değildir.

TANRI yeter.

Ayet referansları: 3:159, 4:81, 10:84, 11:88, 11:123, 12:67, 64:13, 65:3, 73:9.

Başlık

Not

2:32 — Onlar, “Sana yücelik olsun. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Sen Her Şeyi Bilensin, En Bilgesin.” dediler.

En doğrusunu TANRI bilir.

Kaynak: kuranteyit.com

#Kuran #3:122 #Güven #Teslimiyet #Tevhid #Tevekkül #Sebat #Rızık #Dini Otorite #Kuranteyit #Reşat Halife

Keşfet

Bu makalenin kopyalanmasına izin verilmemektedir. İçerik kullanımı için Berk KÖKSAL ile iletişime geçebilirsiniz.